Devrim Oskay’s Blog

BAL ARISI KOLONİLERİNDE VARROA MÜCADELESİNDE FORMİK ASİT (FORMIC ACID) KULLANIMI

Varroa ile en etkili şekilde mücadele etme yöntemlerinden biriside kolonilere formik asit uygulamasıdır. Formik asit organik asittir. Özellikle arıcılığı gelişmiş ülkelerde Organik bal üreticileri tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. İlkbaharda nektar akımı döneminden en az 15 gün önce ve sonbaharda bal hasatından sonra belirtilen şekilde kullanıldığında bal ve bal mumunda kalıntı bırakmadığı araştırmalar sonucu belirlenmiştir. Kullanımı arıcı için tehlikeli olabileceğinden Kanada ve Avrupa’da jel haline kullanılmaya başlanmıştır. Trake akarına karşı mücadele yöntemi olarak ta kullanılmaktadır.

Cornell Üniversitesinde araştırmacı olan  Nicholas W. Calderone’ nin 2000 yılında Journal of Economic Entomology dergisinde yayınlanan araştırmasında Varroa mücadelesine karşı Apistan, thymol ve formik asit kulanılmıştır. Araştırmada %65 lik formik asit kulanılan kolonilerde %94.2 oranında,. Thymol uygulması sonucunda, %75.4  ve Apistan uygulaması sonucu %92.6 varroa ölüm oranı olmuştur. Sonuç olarak formik asitin Apistan’na alternatif control metodu olarak kulanılabileceği belirtilmiştir. 
Sıvı formik asit (formic acid) uygulamasında çözelti % 65 oranında olmalıdır. Bunun manası kolonilere uygulanacak formik asit çözeltisinin % 65 i Formik asit, %35 i su olduğudur. Varroa bu çözeltinin buharından etkilendiği için ölmektedir.  Uygulamada formik asit çözeltisi arılara direkt olarak temas ettirilmemelidir. Bu yüzden bir miktar tuvalet kâğıdı ya da kâğıt parçası örtü tahtasının altına, kuluçka çerçevelerin üstüne yayılır ve 40 ml. çözelti kâğıt üzerine enjekte edilir. Kâğıt parçası çözeltiyi emerek arıların üzerine damlamamasını sağlamak için kullanılır. Formik asit çözeltisinin kovan içerside buharlaşması yolu ile varroa öldürülmüş olur. Yurt dışında “Mite Away”,”Apicure” adında formik asit içeren ürünler kullanılmaktadır.





Uygulamanın yapılacağı zamanki hava sıcaklığı en az 10 0C ve sıcaklık 30 0C nin üstünde olmamalıdır. Hava sıcaklığının 30 0C nin üstünde olduğu sıcaklıklarda uygulandığında ana arı kayıplarına neden olunabilir. Uygulama, koloni başına birer hafta arayla 4–6 defa yapıldığında % 95 varroa ölümü olmaktadır.

Not: Formik asit kullanan arıcının bu çözeltinin buharına maruz kalmaması gerekir. Oksalik asit kullanımında belirtilen güvenlik önlemleri Formik asit uygulamasında da izlenmelidir.

Aralık 29, 2008 Posted by | Uncategorized | 1 Yorum

FORMIC ACID USAGE ON HONEY BEES COLONIES AGAINST VARROA

Formic acid is an organic acid and usage of formic acid on colonies one of the best methods of encounters of Varroa. Especially It is widely used by organic honey producers in countries beekeeping developed highly.

When used accordingly that is minimum 15 days before the spring time or autumn after the honey harvest, the researches shows that it does not leave any remainders on the honey or the wax.

As the use of it may be risky for the beekeeper now in Canada and Europe it is used as jell. This is also used as the strongest method in encountering against trachea mite.

As the use of it may be risky for the beekeeper now in Canada and Europe it is used as jell. This is also used as the strongest method in encountering against trachea mite.

Mr Nicholas W.Calderone who is a researcher at University of Cornell whom article has been published in Journal of Economic Entomology in year 2000. In his article he stated that he has used apistan, thymol and formic acid in encountering Varroa. In his results he found that %94.2 of Varroa destruction noted in the colonies where %65 of formic acid used. The destruction using thymol and apistan noted as %75.4 and %92.6 respectively. So the method using formic acid is stated as an alternative control method to Apistan.

In the method of liquid formic acid the solution must be %65.What that means is that the solution used on colonies should be %65 of formic acid and the rest which is %35 of water.

Varroa is effected by this solutions vapour and destructed. In this method, the bees should not be left in direct contact with the liquid of formic acid. The suitable technique is that to get some toilet paper or newspaper, lay the piece on to brood frames.

After that 40ml solution is ejected on to the paper. So the paper avoids the direct contact of bees with solution by absorbing the solution  therefore not letting the solution dripping on to bees.

The solution vaporises in the colony and destroys the Varroa.  In some courtiers the solutions named as “Mite Away” and ”Apicure” are widely used and those products contain formic acid.

Picture-1) Application of Formic acid

When this method is used, the temperature has to be between minimum of 10 0C and maximum of 30 0C. When used in temperatures above 30 0C; it may cause the queens death.

When the method is used between 4 and 6 times leaving a week between application it is noted that the method caused the destruction of %95 of Varroa.

Health & Safety Hazard – Important notice:

At all times you must avoid breathing the vapour of the solution.  The safety measurement used in application of Oxalic acid must be followed in usage of formic acid method.

 

Aralık 29, 2008 Posted by | Uncategorized | Yorum bırakın

TÜRKİYE’DE BAL ARISI BİLİMİNİN SORUNLARI VE ÜRETİCİYE YANSIMALARI

Dünya üzerinde arıcılık ile ilgili bilginin üretilmesi ve yayınlanmasına öncülük eden kurumların en başında üniversiteler ve araştırma merkezleri gelir. Yayınlanan bu bilgilerin üreticiye iletilmesi görevini ise devlet kumları olan tarım il ve ilçe müdürlükleri, organizasyonlar, dernekler üstlenmiştir.  Günümüzde 2.5 milyon bal arısı kolonisi bulunan Amerika Birleşik Devletleri (A.B.D.) 40 ın üzerinde bal arısı araştırma laboratuvarı ile bal arıları üzerine çalışırken , 1 milyon koloni varlığı bulunduran Almanya 20 nin üzerinde bal arısı araştırma laboratuvarı bulundurmaktadır. Bu laboratuvarların her birinde en az bir  doktoralı hoca , yüksek lisans ve doktora  öğrencileri, teknisyen ve işçilerden meydana gelen kadrolar ile çalışmalarına devam etmektedirler. Bu ülkelerde ayrıca üniversiteler kapsamında daha çok ülke ve dünya çapında yapılan araştırmaları izleyen ve üreticiye bilimsel gelişmeleri daha basit dilde anlatan doktoralı uzman hoca kadroları bulunmaktadır. Bu hocalar kurulan arıcılık organizasyonlarında çeşitli görevler üstlenmektedirler.

Ülkemize baktığımızda, 4 milyon un üzerinde koloni varlığımızın olduğunu biliyoruz. Bal arısıyla çalışan araştırma laboruturalarımızın sayısının 20 civarında olduğunu görebiliyoruz .

ABD ve Avrupa ülkelerindeki arı kolonisi varlığı ve arı labrotuar sayısı oranları göz önüne alındığında, ülkemizde olması gerken arı laboratuvarı (lab.) sayısının 80 civarında olması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde bal arısı ile çalışan lab. sayısının yetersiz olmasının yanında, faliyetlerini yürütmelerinde bir çok sorun ortaya çıkmaktadır. Bunların en başında araştırmaların yürütülmesini sağlaycak teknik personel sayısının yetersizliği, arkasından lab ekipman ve malzemelerinin yetersiz olması izlemektedir. Çoğu arı lab. da yanlızca bir tane doktoralı hoca bulunmaktadır. Çoğu hocamız ders verme yüklerinin altında ezilirken araştırma yapacak ekibinin, malzeme ve ekipmanın yetersizliği yüzünden ne yazıkki yeterli verimlilikte araştırma yapamamaktadır. Akademik yükselmeleri için yabancı dilde yayın yapma zorunlulukları olduğu için, yaptıkları çoğu araştırma üretcilerimiz tarafından okunamamaktadır. Doktoralı hoca sayısı yetersizliğinden dolayı üniversitelerimizde ne yazıkki yukarıda bahsettiğimiz arıcılara ve arıcılık organizasyonlarına bilimsel çalışmaları daha basit dilde anlatarak danışmanlık yapan hoca kadrosu oluşturulamamaktadır.

Ülkemizde yaşanan bu sorunlar üreticiye nasıl yansımaktadır?

Araştırmaların yeterli düzeyde yapılamaması, ülkemizde ve dünyada yapılan araştırmaların üreticiye yeterli düzeyde iletilemesi, koloni başına aldığımız ortalama verimi  yıllardır 16-17 kg civarında kalmasına neden olmuştur.

Yetişmiş doktoralı hoca yetersizliğimiz ve elimizde bulunan hocalara akademik yükselişlerinde yabancı dilde yayın yapma zorunluluğu getirilmesi bilim adamlarımız ve üreticimiz arasındaki bağı kopma noktasına getirmiştir.

Bütün bu olumsuzlukları gören zeki ama eğitim düzeyleri düşük olan bazı kesimler, bu boşluğu doldurmak amacıyla edindikleri kısıtlı tecrübeler ve bilgiler ile arıcılarımıza yol gösterici konumuna gelmişlerdir. Fakat verdikleri bilgiler ve gösterdikleri yollar ya bir yere kadar yeterli olabilmekte yada yanlışlar içermektedir. Bu kişiler üniversite hocalarının ve yetişmiş uzmanların yerini aldıkları gibi, onlardan daha çok bilgili olduklarınıda ileri sürebilmektedirler. Bununlada kalmayıp, ülkenin kısıtlı kaynakları ile yetişmiş uzmanlarına ve bilim adamlarına hiç bir işe yaramadıklarına varıncaya kadar çeşitli hakaretlerde bulunduklarını ne yazikki yazdıkları yazılardan okumaktayız.

Peki ne yapılmalıdır?

Diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, ülkemizin insanlarının üretip kazandığı ve devlete vergi verdiği paralardan insanlarımızın eğitimine ve üniversitelerimize daha fazla pay ayrılmalıdır. Koloni varlığımız diğer ülkelerden çok yüksek olmasına rağmen bilimsel araştırmalara ayrılan pay diğer gelişmiş ülkelere göre ne yazıkki çok düşük düzeyde kalmıştır.Bu payın artırılması için akademisyeler ve arıcılar bir araya gelerek yeni projeler oluşturarak kaynak arayışı içine hep beraber gitmelidirler.

Bilim adamlarımızın daha verimli çalışmaları, öğrencilerini yetiştirebilmeleri, arıcılar ile iletişim kurabilmeleri için verimli sistemler ve modeler oluşturulmalıdır.

Aralık 29, 2008 Posted by | Uncategorized | 3 Yorum